Hepimiz az çok utangacız. Her ne kadar aramızda kendisini girişken cesaretli olarak tanımlayanlar olsa da aslında hiç o kadar cesur değiller. O sosyal korkuyu, reddedilme onaylanmama, kabul edilmeme korkusunu yaşıyorlar. Sadece kendilerine itiraf edemiyorlar. Kabul edelim utangacız. Yeni bir ortama girerken ya da yeni insanlarla tanışırken hep aynı gerginliği yaşıyoruz.
İnsanlarla iletişim kurmanın en kısa yolu gidip onlarla konuşmaktır. Peki ya konuşamıyorsak? Aklımıza bir şey gelmiyorsa, ya da dilimizin ucuna gelen "Merhaba" kelimesi korkudan geri kaçıyorsa? Derdini diyememek çağımızın yeni ortak sorunu.
Sosyal Medya, Sosyal Korkularımızın Kaçış Noktası
Utangaç insanların sosyal medyayı kullanma oranı diğerlerine göre çok daha fazla. Kullanma biçimi diğerleri ile aynı ama amaç farklı. Sosyal korkularını yenmiş insanlar sosyal medyayı hayatını, yaşadıklarını diğer insanlarla paylaşma eğilimindedirler. Bu insanların sosyal profillerinde sık sık toplu etkinlik haberleri, Arkadaşlarla eğlenirken çekilen fotoğraflar v.b. ögeler bulunur.Bu tip insanların sosyal paylaşımlarının etkileşim oranı(Beğenme, paylaşma gibi) da yüksek olur. Sosyal medya profilleri erçek hayattaki yaşadıklarının bir yansımasıdır. Hareketli ve içeriği bol sayfalar oluşturabilirler. Genelde bu tip insanların açtıkları blog sayfaları da eş dost ziyaretlerinden dolayı iyi trafik alır.
Utangaç insanlar genelde sosyal medyayı iletişim kurabilmek için kullanırlar. Hayatlarında paylaşabilecekleri çok fazla aktivite olmadığı için sosyal hesapları ıssız birer çöle benzer. Tek tük paylaşımlar ya da popüler sayfaların içeriklerinden alıntılar yaparak profillerini dolu göstermeye çalışırlar. Yaptıkları sosyal paylaşımın etkileşim oranı da oldukça düşüktür. Genelde paylaşımları bir iki beğeni alır. Bu tip insanlar genelde sosyal medyayı gerçek hayatta merak ettikleri insanları takip etmek için kullanırlar. O insanların açık profil bilgileri ve paylaşımları üzerinden hayatlarını takip ederler.
Çoğu kez sadece takip ile kalan bu eylem bazen "Arkadaş Ekle" butonuna basma ile sonlanır. Kısa bir an tereddüt ettikten sonra cesaret toplanır ve o butona basılır. Genelde de bu tarz teklifler red cevabı ile karşılaşır ve utangaç insan tekrar eski yalnız dünyasına döner.
Bazı utangaç insanlar ise tümüyle kendisinden farklı hesaplar açarlar. İsim farklı, hatta internetten bulduğu resimleri kullanarak hesap açan insanlar bile var. Bunlar azımsanmayacak ölçüde. Fake hesap olarak nitelendirilen bu hesaplar bazen binlerce takipçiye ulaşabiliyor. Fake hesapların belirlenmesi sosyal paylaşım sitelerinin en fazla üzerinde kafa yordukları sorunlardan biri.
Bazen masumane bir yalnızlıktan kurtulma amacı güdülerek sahte hesaplar açılsa da. Bu açılan hesapların kötüye kullanılma olasılığı son derecede yüksek. Zira insanlar klavye başındayken gerçek hayatta olduklarından çok daha agresif, girişken ve cüretkar olabiliyorlar. Bu da beraberinde siber suçları getiriyor ki o da başlı başına bir konudur.
Sonuç olarak sosyal medya aslında modernizimle birlikte gelen bireysel yaşamın yalnızlığını gidermek için kullandığımız bir sanal ortam. Aynı apartmanda birbirlerini tanımayan ya da görünce selam vermeyen insanlar, sosyal medya paylaşımları aracılığıyla iletişime geçiyorlar. Yani özetle söylemek gerekirse değişen dünya ile birlikte insan ilişkiler de değişti ve gerçek hayatta insanlar arası etkileşim azaldı. Ancak insanoğlu etkileşim kurmadan duramaz. Yüzyılımızda bu boşluk sosyal medya ile doldurulmuş durumdadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder